Engelsiz Dokuz Eylül Anasayfası İçin Tıklayınız - Ekran Okuyucu Kullanıyorsanız Bu Sayfayı Kullanınız.

Atatürk’ü Anma Töreni (10 Kasım 2016) Konuşması

Yayınlanma Tarihi: 15-11-2016

Atatürk’ü Anma Töreni  (10 Kasım 2016)

 

Sayın Valim,

Sayın Komutanım,

Sayın Büyükşehir Belediye Başkanım,

Yüksek Yargımızın Değerli Mensupları,

Sayın Rektörlerim,

Basınımızın Değerli Temsilcileri

Saygıdeğer Konuklar ve

Cumhuriyetimizin Geleceği Sevgili Gençler,

 

Bizler, bugün burada, Cumhuriyetimizin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatında derin izler bırakan İzmir’de, O’nu anmak üzere toplandık. Öncelikle, Sizlerin huzurunda, Ulu Önderimiz Atatürk’ün anısının önünde, saygı ve minnetle eğiliyorum…

 

Saygıdeğer İzmirliler,

            Bugün, Ülkemizin içinde bulunduğu coğrafya adeta ateşten çember gibi kavrulurken, hepimiz ‘barış’ ve ‘bağımsızlık’ gibi kavramların değerini her zamankinden daha kuvvetle hissediyoruz. 15 Temmuz darbe girişimi ile derin bir sarsıntı geçiren Türk Ulusu olarak, Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhuriyetimizi kuran Kahramanlara ‘minnet’ ve ‘şükran’ duygularımız artarak, büyüyor…

Değerli Konuklar,

Eşsiz Lider Atatürk’ü, ebediyete intikalinin 78’inci yıldönümünde anarken, aslında tek yapmamız gereken O’nu anlamaya çalışmaktır…

Mustafa Kemal Atatürk, 15 – 20 Ekim 1927 tarihlerinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Salonu’nda milletvekillerine okuduğu ve tek tek belgelere dayandırarak ‘Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet’in Kuruluşu’nu anlattığı Nutka başlarken, ülkenin içinde bulunduğu durumu şöyle anlatır:

Osmanlı Devleti’nin temelleri çökmüş, ömrü tamamlanmıştı. Osmanlı memleketleri tamamen parçalanmıştı. Ortada bir avuç Türk’ün barındığı bir ata yurdu kalmıştı…

“Bu durum karşısında bir tek karar vardı. O da milli egemenliğe dayanan, kayıtsız, şartsız, bağımsız yeni bir Türk Devleti kurmak!

Temel ilke, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu ilke; ancak tam istiklâle sahip olmakla gerçekleşebilir.

“O halde, ya istiklâl ya ölüm!”

 

Görülüyor ki, Ülke gerçeklerinin acımasızlığına rağmen böylesine güçlü bir inançla zafere odaklanıp, ‘Ya istiklal ya ölüm’ diyerek yola çıkan Mustafa Kemal Atatürk, tüm dünyaya meydan okuyarak dünya tarihine altın harflerle kazınan bir Kurtuluş Destanı yazmıştır… Ve yanan, yıkılan bir imparatorluğun küllerinden, yepyeni bir ruhla Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurmuştur. Askeri dehası ile düşmanlarını dize getiren Mustafa Kemal, Devlet Adamlığındaki üstün kabiliyeti ile dünyanın hayranlığını kazanmış, diplomatik başarılarıyla kısa sürede Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni dünya ülkeleri arasında saygın bir konuma kavuşturmuştur. Atatürk, Cumhuriyetin kuruluşunun ardından peş peşe gerçekleştirdiği devrimlerle Ulusumuza yepyeni ufuklar açmıştır.

 

Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan, yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat, insanlığı şaşırtacak mahiyet alır” sözlerinin sahibi Atatürk, Nutuk’u yazarak, dünya tarihinde çok önemli olan bu sürecin yorumunu da başkalarına bırakmaksızın kendisi yapmıştır.

 

Değerli Konuklar,

Mustafa Kemal Atatürk, yaşamı boyunca her adımını dikkatle, toplumun duyarlılıklarından kopmadan, dünyadaki gelişmeleri izleyerek ve Türk Ulusunun desteğini daima yanında hissederek atmıştır. Her konuya; her daim genç, dinamik ve cesur bir zihniyetle yaklaşan, öncülük eden Atatürk, adeta tüm zamanların lideridir. Sözleri, hâlâ bize yol göstermektedir.

Zafer kazanmış bir komutan olmasına rağmen, Yurtta barış, dünyada barışsözleriyle barışın vazgeçilmezliğini haykıran Atatürk, zaferle taçlanan Kurtuluş Savaşı’nın sonunda kendisine ‘Başardınız Paşam’ diyenlere, “Asıl mücadele şimdi başlıyor” sözleriyle karşılık vererek, Türk Ulusunun aydınlanma sürecini başlatmış ve barış içinde büyümesini, gelişmesini istediği Cumhuriyetimizi, gençlere emanet etmiştir. Yaşamı boyunca her fırsatta çocuklara, gençlere seslenen, onlara bayramlar armağan eden, yurt gezilerinde daima yanında gençlere yer veren Ulu Önder Atatürk, gençliğe olan inanç ve güvenini; “Benim en büyük eserim” dediği Cumhuriyeti “Ey yükselen yeni nesil, istikbal sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, O’nu yükseltecek ve sürdürecek sizlersiniz” sözleri ile gençliğe emanet ederek göstermiştir. Atatürk’ün, “Hayatta en hakiki yol gösterici, bilimdir, fendir” sözleri de, bu kutsal emaneti geleceğe taşırken gençlerin yürüyecekleri zorlu yoldaki rehber niteliğindedir.

 

Saygıdeğer Konuklar,

Atatürk’ü anmak üzere toplandığımız bu anlamlı günde, O’nu anmanın en doğru yolu, başta da söylediğim gibi O’nu iyi okumak ve sözlerini doğru yorumlamaktır diye düşünüyorum. Bizler, bugün barış içinde bu güzel ülkede yaşayabiliyorsak, kadını ve erkeği ile omuz omuza dayanışma içinde çağdaş dünyada varlığımızı sürdürebiliyorsak, bilimde, sanatta, sporda dünya çapında başarılar elde edebiliyorsak, tüm bu güzel duyguları O’na ve O’nunla birlikte canları pahasına bu ülkeyi kuran kahramanlara borçluyuz. Ve bu borcumuzu ödemenin tek yolu çalışmak, daha çok çalışmaktır. Hepimize düşen görev, Ülkemizi barış içinde muhafaza ederek, dünyanın gelişmiş ülkeleri düzeyine çıkarmaktır. Ülkemizin bugün eriştiği nokta bize bu konuda umut vermektedir.

 

Değerli Konuklar,

İşte bu duygularla, burada bulunduğunuz için hepinize teşekkür ediyorum. 80 bini aşkın gencin eğitim gördüğü Dokuz Eylül Üniversitesi’nin Rektörü olarak, böyle anlamlı bir törene ev sahipliği yapabilmenin onuru ile sizlerin huzurunda bir kez daha Eşsiz Lider Mustafa Kemal Atatürk’e minnetlerimizi sunuyorum. Ve O’nun gösterdiği yolda, aklın ve bilimin rehberliğinde ilerleme kararlılığımızla, emanetinin bekçisiyiz diyorum…

  • Not: Lütfen sadece ad ve/veya soyad giriniz.

  • Genel Arama

  • Debis Girişi

    Kullanıcı:  @
    Şifre:

     

    DEBİS Öğrenci Şifre Değiştirme Arabirimi

    Unutulan DEBİS Personel Şifre için Kampüs Bilgi İşlem birimine gitmeniz gerekmektedir.

  • Akademik Birimler

    Akademik Teşkilat ŞemasıEnstitülerFakültelerYüksekokullarMeslek YüksekokullarıUygulama ve Araştırma Merkezleri